Karavana 1

0
Engin US
Antropolog

Yine aylardan Mayıs ve içime kurt düştü. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında çocuklarımız, askerlerimiz zehirlenmişti Manisa’da topluca. Bir askerimiz şehit olmuştu. Bunu hatırladım, yüreğim dağlandı. Yazmak, yetkililere sesimizi duyurmak, önlem almalarını sağlamak görevimiz olmalıdır.

Türk’üz biz. Çocuklarımız var. Bizim olmadığımız ortamlarda çocuklarımızı kime emanet edeceğimizi çok önemseriz. Soyumuzun devamını sağlamak içgüdüsü ile dünyaya getirdiğimiz çocuklarımıza biz; ciğerimiz deriz, ciğerparem, balam, aybalam deriz. Dedem Korkut diliyle Ulu Tanrıya dileğimiz çocuklarımız, Nazım’ın dili ile bizim çocuklarımız. Türk çocukları.

“Ulu toy eyle, dilek dile! Olurda bir ağzı dualının duasıyla Ulu Tanrı bize bir yiğit evlat vere!” diyor Korkut Dedemiz.

Hani gelin veririz, kız babası, anası olarak. Kına gecelerinde ağlata ağlata ve içten içe biliriz; kız bizimdir, oğlan da bizimdir. Birbirine emanettir balalarımız; doğanın kanunu deriz hani? Bir de vatan nöbeti için uğurladığımız çocuklarımız var, yine kınalayıp, okşayıp, davullu zurnalı helalleştiğimiz, bizim çocuklarımız. Hain pusularda şehit olur kimi, anası, babası, silsilesi ‘vatan sağ olsun’ der de, gözyaşlarımız sel olur hani. Yine içten içe biliriz, vatan böyle korunuyor, isyanımızı gömüp biraz rahatlarız. Vatan uğruna ölen çok şükür var işte, gerekirse biz de hiç düşünmeden ölürüz, deriz.

Peki, dünyanın hiçbir yerinde olmayan “vatanına kurban olsun” kararlılığı, vatan sevgisi ile kına yakıp uğurladığımız, vatan için gözünü kırpmadan ölüme koşan gururumuz çocuklarımızı kime emanet ediyoruz? Türk Devleti’ne.
Türkler. Tarihte sayısız devletler kurmuş, sayısız devletler yıkmış çileli halk. Güvenmese devletine ciğerparesini emanet eder mi hiç Türk? Etmez. O güvenin, binlerce yıllık çilelerin imbiğinden süzülmüş anıları var çünkü. Gönül rahatlığı işte bundandır. Türklerin evrensel uygarlığa en büyük katkıları, devlet ve ordu örgütleme yetenekleri ve çeşitli kavimleri bir arada yaşatan imparatorluk kültürleridir. Yazılı kaynaklardan ulaşabildiğimiz en eski bilgi ile ki mutlaka öncesi var; yaklaşık 2200 yıllık ordu örgütleme geleneğimiz var. Dile kolay, iki bin iki yüz yıl. Büyük gururla yurttaşı olduğumuz Türk Devleti’nin şimdilerde, tüm dünyaya nam salmış, dünyanın en büyüklerinden, gururumuz kahraman ordusu var, çok şükür.
Ve kahramanlarımızın, çocuklarımızın yiyeceği, içeceği, günlük ihtiyaçları, binyılların büyük geleneği olmasa, nasıl karşılanır? Yiyecekler, içecekler, ezcümle ihtiyaçlar saptanır, gereken düzen kurulur ve önce o komutan yer o yemeği, o “karavanadan”. Türk Ordusu, “gelenekleri olan” bir ordudur deniyor ya, işte bu ayrıntılardan. Balasagunlu Yusuf atamızın dörtlüğü, ordu örgütlenmesi açısından da eğitici. Devleti yönetmek için ordu, orduyu beslemeye de çok mal ve servet gerektiği o dönemde açıkça ortaya konuyor.

Bu il tutguka köp er at sü kerek ( Bu ili yönetmeye çok er at ordu gerek)
Er at tutguka neng tavar tü kerek (Er at beslemeye çok mal servet gerek)
Bu neng alguka bi kerek bay bodun (Bu malı almaya bir gerek zengin bodun)
Bodun balıkınga törü tüz kodun (Bodunu zengin kılmaya kurum ve yasa kodun)

Konu önemli, devam edeceğiz.
Büyük Türk Milleti’ne derin saygılarımla.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here